Cuma, Haziran 17

İyi, Yerleş ve Yok

Hiç kimse kalmamıştı sanki dünyada
ve yalnız ikimiz kalmıştık...
...İyi, yerleş ve yok ağır bir
birleşmektir...
...Öyle yorgun bir sesle ve neredeyse
titrek ellerle geçmişi anlatırken sen...
...gözlerinde gördüm ben işte, senin gibi
SAFSAF olmayı ama fotoğraf bırakmamayı da...
...buradan mıydın? buradan değil miydin?
buradan mıydın? buradan değil miydin?
gerçekten eski Teşvikiye'li miydin?..
...Öyle derin bir acıyla ve büyük
bir saflıkla 14 yaşının gizemlerini
ya da anneanneni açarken bana,
onların geri gelmesini isterken besbelli,
benden?..
...Beni tanıyor muydun, tanımıyor muydun?
Beni tanıyor muydun, tanımıyor muydun?..

...Yoksa her şeyi ama her şeyi mi biliyordun?..

...Ben seni seviyordum ama sevmiyordum da...

... İnsan bir yokluğu sevebilir mi?..

...İyi, Yerleş ve Yok ağır bir
birleşmedir...
24 Mayıs 2004/LALE MÜLDÜR

Cuma, Eylül 3

ÇÖL - DENİZ

Her cevap, bir kapıya benzer..
Kapılar ve cevaplar, bazı şeyleri açsa da..
Bazı şeyleri muhakkak içerde saklı tutar..
Kapı, hem açan hem de örtendir aynı anda..


  • Bir kadının konuşmasından değil susmasından korkulur... Çünkü susan her kadının içinde dikkatle çalışan bir kum saati işler... Elindeki kum saatini her alt üst edişinde o kadın, gelmiş geçmiş hayatını sabırla gözden geçirir. Her bir kum tanesi, nice acılı dakikanın bilge bir öğretmeni gibi,o kadına yoldaşlık eder. Susan kadın, içindeki kum saatiyle konuşur. Orada kendinden önceki nice kadının hayat öğretileri durur. Susmak kadın için eylemsizlik değil, tam tersine bir sivil itaatsizlik eylemidir. Zira susan kadın,birazdan konuşmaya ve değiştirmeye başlayacaktır...
SİBEL ERASLAN

Cuma, Ekim 2

BAŞKALARININ ESKİSİNİ GİYENİN ŞARKI'sı



Satın alınmış düşleri, bıkıp fırlattığınızda
Ardınıza bakmayın
Oradayım.
Ayışığında bir öpüşme düşü,
Eskitilmiş bir kadife bluz, sim işlemeli
Ve yenilenen balayı, dantel askılı
Yaramaz işime... ben üşüyorum.
Sıcacık bir şey gereken
Düşlerime.

Yarım bırakılmış çorba,
Geri çevrilmiş biftek ve "ihanet" yabancı bana
İnce topukları yaz takunyalarınızın.
Bana kalın, yıkanmayan dayanıklı
Akrabalar kadar tanıdık bir şey gerek
Rengi de, rengi de olmalı elbet
Yıpranmışlığımı örten.

Dokunduğumda çocukluğumu düşündüren
Gençliğim gibi sırrı açıklanmaz
Kumaşlar satılmaz çarşılarınızda.
Ağrılarıma göre tasarlanmadı giysilerinizin boyu.
Bir korkuyu tanırsınız yalnız.
yaşlanmak ve bırakılmak.
ben de çeşidi var,
Ama bitişmiyor sizinkilerle,
Sevgiden doğuyor çoğu.

Paramın yettiği bu tezgâhta
Satılan eskileriniz
Ellerim değdikçe soluk alıyor
Eskiyen siz misiniz?

Sennur Sezer

Salı, Haziran 16

köprüden önce son çıkış

bu gökkuşağı bile betondan kent
- ki çoğu zaman tenha -
ve yüreğimdeki çiçekleri umursamazsızın beni
çiğneyen arabalar, yollar ve bu kalabalık;
öylesine yaşamak mesaisinde hep
ve her görüşümde yollarda mutlu yüreğimi
ürküten, içimdeki mavi gözlü çocuğun en güzel
oyuncağını:
düşlerimi inciten, ağızlar dolusu ve
en büyük harflerle "kural" diye bağıran o malum uyarı:
köprüden önce son çıkış

görülesi değil midir ötesi köprünün...
ya bir kalp atımı kadar yaklaşacaksam
aradığım her ne ise' ye...
ya düşlerimin en cesur kuşu konmak üzereyse
düş bahçemin ekinine...
yarını bilmemekteki o gizemli cazibe değilse
tüm acıları ve acımasızlığına rağmen
"yaşamak güzel" dedirten, söylesene nedir?
ya köprünün sonundaki geceyse çaresi
fırtınalar vadisinde yalnız bir kır çiçeği
küskünlüğümün...

"köprüden önce son çıkış"
yaşamakla örselenmiş tüm yüreklerin
saklı ve sinsi kaygıları...
kabusları, yani sevmek korkaklığı!
düşlerime senaryo yazmaktan ürken, hayata ve
onu yaşamaya erkenden kırık not vermiş,
aşkın mutluluğun-delinin kuyuya attığı taşların-
tek ve doğru bir açıklaması olduğuna
inanmış yüreklerin kuralları...yasakları...
"doğru"ları . . .

doğru nedir anlatsana!
nasıl yaşar, neyle beslenir?
bencil mi yoksa sevecen midir?
gözleri var mıdır mesela
ve varsa bile seninkiler kadar güzel midir?

artık çok geç; köprüdeyim
arıyorsam, arıyorsam yanıtları
soruyorsam ve sorguluyorsam
ve bir anlam olmalı diyorsam her çarpışında yüreğimin...

yaşamak zor bi oyun!
sen, şarkılar söylemeye devam ettiğim,
benimlesin biliyorum.

düş tarlamın,
kuralsız, yasaksız, doğrusuz bahçemin ekini
nerdesin?

Feridun DÜZAĞAÇ

Perşembe, Haziran 11

Sen Ne Yaptın????